# Cumhuriyet’in 103. Yaşında Bursa’dan Yükselen Zarafet: Göksel ve Sahne Estetiği

- URL: https://www.ilcehaber.com/cumhuriyetin-103-yasinda-bursadan-yukselen-zarafet-goksel-ve-sahne-estetigi-kose-27/
- Yayın: 2026-10-29T03:21:27+00:00
- Yazar: Deniz Orhun
- Bölüm: Ana Manşet, Köşe Yazıları, Sancaktepe
- Ajans: ASYA Otomatik İçerik
- Yayıncı: İlçe Haber

> Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yıl dönümü kutlamaları kapsamında Bursa’da sahne alan Göksel, güçlü sesi ve zamansız sahne stiliyle unutulmaz bir geceye imza…

Takvimler 29 Ekim’i gösterdiğinde, bu ülkenin sokaklarında sadece bayraklar değil, kökleri bir asrı aşan bir aidiyet duygusu dalgalanır. Sancaktepe’deki çelenk törenlerinin resmi ve gururlu duruşundan, Bursa’nın tarihi silüetine yayılan o devasa coşkuya kadar Türkiye Cumhuriyeti 103. yaşını kutluyor. Ancak asıl mesele, bu kutlamaların popüler kültürün aynasında nasıl yansıdığı, sahnelere ve sokaklara nasıl uyarlandığıdır. Malum, magazin basını son günlerde yine oldukça hareketli; kimin kime ne dediği, trafikte aracın tavanında dans edenlerin yarattığı absürt manzaralar ya da komşu balkondaki çamaşır ipinden medet uman sığ gündemler... Tüm bu gürültü patırtı içinde, estetik algımızı ve ruhumuzu tazeleyecek nadir anlardan biri Bursa’dan, Göksel’in muazzam Cumhuriyet konseriyle geldi.

Bir sanatçıyı sahnede var eden şeyin sadece ses teli olmadığını, yıllardır bıkıp usanmadan anlatıyorum. Ses ne kadar kusursuz olursa olsun, üzerindeki kumaş karakteri yansıtmıyorsa, o performans eksik kalmaya mahkûmdur. Göksel, tam da bu denklemi çözmüş nadir isimlerden biri. Sahneye adım attığı andan itibaren yaydığı o zarif aura, ne anlık trendlerin kurbanı oluyor ne de abartılı bir ihtişam çabasında kayboluyor. Üzerindeki tasarımın kesimi, kumaşın ışığı yakalayışı ve o silüetin sahnede duruşu bize şunu söylüyor: Zamansız şıklık, bağırarak değil, fısıldayarak kendini gösterir. Kırmızı halıda ya da konser sahnesinde şıklık yarışına girmek cesaret ister; ama o cesareti doğru kumaş, kusursuz kesim ve doğru duruşla taçlandıramıyorsanız, geriye sadece kalabalık bir 'olmamışlık' tablosu kalır. Göksel, bu tuzaktan her zamanki zarafetiyle kaçmayı başarıyor.

Popüler kültürün bize dayattığı o geçici hevesler, ne yazık ki sadece kıyafet dolaplarını değil, günlük hayatımızı da esir almış durumda. Merkez Bankası’nın faiz kararlarından reçeldeki meyve oranına, yani o 1 kilogramda aranan en az 450 gram meyve hassasiyetine kadar hayatın her alanında bir nitelik arayışı var aslında. Hayatın her alanında bu denli seçici olmaya çalışırken, estetik ve moda söz konusu olduğunda neden bu kadar kolaycı olunur, anlamak mümkün değil. Oysa bakım da zarafet de bir bütündür. Güzellik rutini denilen şey bir lüks değil, kişinin kendine gösterdiği saygının en zarif aynasıdır; mucizevi kremlere değil, doğru bilinen yanlışların düzeltilmesine ihtiyacımız var. Tıpkı Göksel’in sahnede yıllardır koruduğu o duru güzellik çizgisi gibi.

Bursa’da o gece yaşananlar, sadece bir 29 Ekim konserinden ibaret değildi. Müziğin birleştirici gücü, doğru stil tercihleriyle birleştiğinde ortaya çıkan o görsel ve işitsel şölen, popüler kültürün çölünde bir vaha gibiydi. Trafikte seyreden aracın tavanına tırmananların ya da sokaktaki rastgele kaosların manşetleri süslediği bir ülkede, sanatın ve sahne adabının bu denli zarif temsilcilerine her zamankinden çok ihtiyacımız var. Moda geçicidir, stil ise karakterin kumaşa dökülmüş halidir. Bugün 'trend' diye üzerimize giydiğimiz her şey, yarın kim olduğumuzu ele verir. Göksel, o sahnede sadece şarkı söylemedi; bu ülkenin cumhuriyet kadınlarına yakışır bir duruşun, zamansız bir stilin ve rafine bir estetiğin dersini verdi.

[Sancaktepe haberleri](https://www.ilcehaber.com/?s=sancaktepe)
