Türkiye'nin köklü gastronomi kültürü, uluslararası alanda gerçekleştirilen prestijli organizasyonlar aracılığıyla küresel platformlara taşınmaya devam ediyor. Turizm sektöründe uzun yıllara dayanan tecrübesiyle bilinen mutfak direktörü Kasım Şentürk, Anadolu'nun farklı coğrafyalarına ait geleneksel tarifleri modern sunum teknikleriyle harmanlayarak misafirlerin beğenisine sunuyor. Antalya Diplomasi Forumu gibi kritik uluslararası buluşmalarda devlet liderlerini ve diplomatları ağırlayan deneyimli şef, şimdi de COP31 dolayısıyla kenti ziyaret edecek konuklar için özel bir menü tasarlıyor. Rixos oteller grubuna bağlı The Land of Legends içerisinde yer alan konsept restoranda çalışmalarını sürdüren Şentürk, Anadolu Türk mutfağının özgün karakterini ve yerel dokusunu koruyarak küresel damak tatlarına hitap etmeyi hedefliyor. Yurtiçindeki başarılarının yanı sıra uluslararası alanda da büyüme kaydeden ekip, Türkiye ve Kazakistan'ın ardından Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde dördüncü şubesini açmaya hazırlanıyor. Uluslararası platformlarda Türk mutfağını temsil etmenin bilinçli bir kültür yansıtma çabası olduğunu belirten mutfak yönetimi, anne ve nene tariflerini özünden koparmadan, çağdaş becerilerle zenginleştirerek geniş bir coğrafyaya ulaştırıyor. Rusya, Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından gelen misafirlere hitap eden menüler, yerli üreticilerin desteklenmesiyle hayata geçiriliyor.
Sürdürülebilirlik ve sıfır atık ilkelerini operasyonlarının merkezine koyan yönetim anlayışı, gıda israfını önlemek amacıyla yemeklerin sipariş usulüne göre hazırlanmasını sağlıyor. COP31 hazırlıkları kapsamında şimdiden üç farklı ülkeden gelen heyetlerin ön rezervasyonlarını aldıklarını belirten Şentürk, bu ilginin kendileri için büyük bir gurur vesilesi olduğunu vurguluyor. Geleneksel tatların uluslararası standartlarda takdim edileceği bu özel buluşma için hazırlıklar titizlikle yürütülüyor. Türkiye'nin yedi bölgesinin de ayrı birer gastronomi hazinesi barındırdığını dile getiren mutfak ekibi, Türk mutfağının yalnızca kebap, pide veya dönerden ibaret olmadığını, zengin bir reçete çeşitliliğine sahip olduğunu uluslararası misafirlere bizzat gösteriyor.
Hazırlanan özel menüde yer alan başlangıçlar ve ara sıcaklar, Anadolu'nun dört bir yanından özenle seçilen yöresel malzemelerle şekilleniyor. Trabzon tereyağı; portakal, baharat, kumkat ve limon dokunuşlarıyla zenginleştirilerek servis edilirken, kırmızı köz biberinden elde edilen özel soslar misafirlerden yoğun ilgi görüyor. Afyon buğdayından hazırlanan ekşi mayalı, cevizli ve Kayseri çemen aromalı ekmekler sofralardaki yerini alıyor. Zeytinyağında dinlendirilen enginar, soğan, sarımsak, havuç ve portakal suyunun sorbesiyle birleştirilerek niş bir ürüne dönüştürülüyor. Ünlü Tokat yaprağından yapılan açık sarmalar, yoğurt kaymağı çıtırı ve soğan külü eşliğinde sunuluyor.
Ana yemek aşamasında ise geleneksel pişirme teknikleri modern gastronomiyle buluşuyor. Keşkek, tavuk suyuyla birlikte fırında uzun süre demlendirildikten sonra üzerine eklenen kuzu gerdan veya oğlak etiyle tamamlanıyor. Trabzon yağlı peyniri kullanılarak baklava yufkasından hazırlanan börekler, trüf aromalı balla tatlandırılarak servis ediliyor. Kaburga eti sekiz saat boyunca pişirildikten sonra tereyağıyla pürüzsüz hale getirilen püre eşliğinde sofraya getiriliyor. Kullanılan tüm malzemelerin, Trabzon'dan Gaziantep'e kadar ürünün kendi coğrafi işaretine sahip olduğu şehirlerden temin edilmesi kalite standartlarının korunmasını sağlıyor.
Menünün kapanışında ise daha önce NATO Zirvesi'nde de ikram edilen ve restoranın altı yıldır değişmeyen imza tatlısı olan yoğurt tatlısı sunuluyor. Doğal yoğurt bazından ve taze meyvelerden yapılan sorbenin kaliteli çikolatalarla buluşturulduğu bu tatlı, yeme deneyimini tamamlıyor. Türk mutfağının köklü geçmişini ve zengin dokusunu uluslararası standartlarda yaşatan bu yaklaşım, ülkenin turizm ve gastronomi potansiyelini küresel ölçekte güçlendirmeye devam ediyor.
